Kuveyt Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Şeyh Nawaf Saud Al-Sabah, enerji krizinde petrolün bulunabilirliğinden çok işlenmiş yakıtların taşınmasındaki darboğaza işaret etti. Ham petrol sevkiyatlarındaki toparlanma, akaryakıt arzına aynı ölçüde yansımıyor.

İran dışındaki bölge üreticilerinden 18 Ekim'de sona eren hafta günlük ortalama 24,6 milyon varil ham petrol ve kondensat sevkiyatı yapıldı. Bu miktar, savaş öncesindeki 23,3 milyon varillik günlük seviyenin üzerinde.

İhracat artışının önemli bölümü, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin alternatif boru hatlarını ve terminallerini kullanmasından kaynaklandı. Ham petrolün açık denizde tankerden tankerine aktarılması da sevkiyatların sürmesini sağladı. Bu yöntemler rafine ürünlere aynı ölçüde uygulanamıyor.

Körfez'de motorin ve jet yakıtı taşımacılığını uygun gemi kapasitesinin yetersizliği ile deniz geçişlerindeki saldırı riski zorlaştırıyor. Alternatif hatların büyük ölçüde ham petrol için kurulmuş olması, depolama, yükleme ve uygun tanker eksikliği nedeniyle rafine ürün teslimatlarını geciktiriyor.

Al-Sabah'ın verdiği bilgilere göre Kuveyt'in üretimi, savaş öncesi kapasitesinin yaklaşık yüzde 75'i düzeyinde. Ülkenin Hürmüz'ü tamamen dışarıda bırakan geniş bir alternatif ihracat hattı olmaması, taşımacılık aksaklıklarının etkisini artırıyor. Kuveyt yönetimi, yükün yalnızca üretici ülkeler üzerinde kalmaması gerektiğini savunuyor.

Türkiye açısından motorin maliyeti; ham petrolün yanı sıra küresel ürün arzına, rafineri marjlarına ve taşıma giderlerine bağlı. Yüksek navlun, yetersiz ürün tankerleri ve üretim sorunları ithalatçı ülkelerde maliyeti artırabilir. Al-Sabah, uluslararası ortakların bölgedeki deniz geçişlerinin sürdürülmesine daha fazla katkıda bulunmasını istedi.

Kaynak: Dünya Gazetesi