Devlet tahvili faizlerindeki yükseliş, Euro Bölgesi bankalarının kamu borçlanma senetlerine ilişkin risklerini yeniden gündeme taşıdı. Bankaların net devlet tahvili varlıkları Haziran 2026 sonunda 4,3 trilyon euroya ulaştı. Bu varlıklar faiz geliri sağlama ve likidite ihtiyaçlarını yönetme amcıyla tutuluyor.
Morningstar DBRS, bankaların sermaye yapılarının geçmiş borç krizlerine göre daha güçlü olduğunu ve mevcut tablonun yeni bir bankacılık krizinin başlangıcı anlamına gelmediğini belirtiyor. Buna karşılık faizlerin uzun süre yüksek kalması, bankaların tahvilleri piyasa değerinin altında satmak zorunda kalması hâlinde kayıpları artırabilir.
Morningstar DBRS’in hesaplamasına göre Avrupa Birliği ve Avrupa Ekonomik Alanı kapsamındaki bankaların devlet borçlanma araçlarına yönelük toplam riski 4,54 trilyon euro. Bu tutar, Aralık 2022’deki 3,14 trilyon euro seviyesine göre yüzde 44 artış gösteriyor. İki hesaplama farklı kapsamları içerdiğinden doğrudan karşılaştırılamıyor.
Portföy yapısındaki vade uzaması da önemli. Haziran 2026 itibarıyla devlet tahvillerinin yüzde 46’sı beş yıldan uzun vadeli tahvillerden oluşurken bu oran Haziran 2019’da yüzde 42’ydi. Uzun vadeli tahviller faiz değişimlerine daha sert tepki verdiğinden portföyün duyarlılığı artıyor.
Avrupa banka hisseleri son altı haftada yaklaşık yüzde 10 gerilerken Fransa’nın en büyük üç bankasındaki düşüş yüzde 17’ye ulaştı. Ülkenin 10 yıllık devlet tahvili faizinin yüzde 5’i aşması, kamu maliyesine ilişkin kaygıların piyasaya yansımasıyla ilişkilendiriliyor. Hisse gerilemesi aynı oranda bilanço zararı anlamına gelmiyor.
Morningstar DBRS, yerel devlet tahvillerinin toplam kamu borçlanma araçları portföyündeki payının Haziran 2021’deki yüzde 53’ten Haziran 2026’da yüzde 43’e indiğini belirtiyor. Tahvil portföylerinin ülkeler arasında daha dengeli hale gelmesi tek bir devletin mali sorunlarına bağımlılığı azaltıyor; ancak yüksek faizlerin kalıcılaşması bankaların değerleme, sermaye ve finansman risklerini sürdürebilir.
Kaynak: Dünya Gazetesi