Papadopoulou’nun Londra Ekonomi Okulu’ndaki (LSE) konuşması Atina’da gerginlik yarattı. Yunan muhalif basın, konuşmada Girit’in büyüklüğüne vurgu yapılmasını ve Türkiye-Libya mutabakatının eleştirilmesini diplomatik bir hata olarak değerlendirdi.
İtalyan basınında Girit çıkışı Atina’da kriz çıkardı. Papadopoulou, Ege Denizi’ndeki küçük bir adadan söz edilmediğini, Girit gibi büyük bir adanın mutabakat kapsamında yok sayıldığını ileri sürdü. Bu yaklaşım, mutabakatın ada devletlerinin deniz haklarına ilişkin Yunanistan’ın savunduğu pozisyonla bağdaşmadığı yönünde tepki çekti.
İEidiseis haber portalı, Papadopoulou’nun açıklamalarını ağır biçimde eleştirdi. Portal, Meis veya Kardak gibi küçük adalar yerine Girit’in esas alınmasının Türkiye-Libya mutabakatını anlaşılır kılmayacağına dikkat çekti. Egemenlik haklarının ada büyüklüğüne göre ölçülmesi gerektiği yönündeki sav da bu eleştiriler arasında yer aldı.
Portal, Yunanistan’ın uluslararası deniz hukukuna ilişkin tezlerinde büyük ve küçük adalar arasında yeterli bir ayrım yapılmadığını savundu. Papadopoulou’nun Girit örneğini kullanması, Atina’nın genel deniz hukuku argümanının zayıflatıldığı değerlendirildi.
Atina’nın temel tezi, Meis gibi en küçük adacıklar dahil bütün adaların ana karalar gibi kendilerine ait kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) hakkı bulunduğu yönünde. Bu görüş, adaların büyüklüğünden bağımsız olarak deniz yetkileri üretmesini esas alır.
Türkiye’nin karşı tezi ise adaların kendiliğinden tam kıta sahanlığı veya MEB oluşturamayacağıdır. Özellikle ana karanın karşısında bulunan veya kıyı projeksiyonunu kapatan küçük ve uzak adalar bakımından yetki alanlarının karasularıyla sınırlandırılması gerektiği savunulur.
Kaynak: Hürriyet