Telefonla aranan kişi, annenizin, çocuğunuzun veya yakın bir arkadaşınızın sesini kullanarak acil para isteyebilir. Tanıdık gelen ses ve doğal görünen konuşma, karşınızdaki kişinin gerçek olduğunu göstermez. Deepfake teknolojisi yalnızca sahte görüntüler değil, gerçek kişilerin seslerini ve yüzlerini taklit eden içerikler de üretebiliyor.

Bu yöntem, yapay zekâ modellerinin bir kişinin yüzünü, mimiklerini ve ses özelliklerini öğrenerek başka bir görüntüye veya konuşmaya uyarlamasıyla çalışıyor. Sinema, reklam ve dijital içerik üretiminde kullanılabilen teknoloji, kötü niyetli kişilere de fırsat sunuyor. İçerik üretim araçlarının yaygınlaşması ise deepfake tehlikesini teknoloji uzmanlarının sınırlı bir sorumu olmaktan çıkarıyor.

Riskler arasında yakınların sesini taklit ederek para istemek, tanınmış kişileri sahte yatırım reklamlarında kullanmak, şirket yöneticilerinin kimliğine bürünerek ödeme talep etmek ve gerçekte yaşanmamış olayları gösteren videolar hazırlamak yer alıyor. Sosyal medyadaki bir video veya görüntülü görüşmede karşılaşılan kişi de göründüğü gibi olmayabilir.

Sahte olduğundan şüphelenilen içeriklerde dudak hareketleriyle sesin uyuşmaması, yüz ifadelerindeki doğallıktan uzaklık, ışık ve gölge farklılıkları ile konuşmadaki tuhaf ton değişimleri uyarı işareti olabilir. Gelişmiş örneklerde bu belirtiler fark edilemeyebilir. Paylaşımın kaynağı araştırılmalı, bilgi güvenilir kaynaklarla karşılaştırılmalı ve mümkünse görüntünün ilk yayımlandığı içeriğe ulaşılmalı. Görsel arama araçları da geçmiş kullanımları bulmaya yardımcı olabilir.

Uzmanlar, tanıdığınız birinin sesiyle bile olsa doğrulama yapılmadan para gönderilmemesini öneriyor. Acil para, şifre veya kişisel bilgi isteyen bir aramada görüşme sonlandırılmalı, kişiye kayıtlı numaradan yeniden ulaşılmalı. Aile içinde belirlenecek bir doğrulama sözcüğü de kimlik taklidini fark etmeyi kolaylaştırabilir. Şüpheli bağlantılara tıklamamak, banka bilgilerini paylaşmamak ve doğrulanmamayan görüntüleri yaymak da önemli.

Kaynak: Yeni Şafak