Nejat Eslen, ABD’nin Ortadoğu’daki konumunun değişmesiyle bölgede oluşan güç boşluğunun temel nedenini İran savaşının yarattığı askeri ve siyasi sonuçlarda görüyor. Yazara göre ABD, Körfez’deki üslerini güvenlik açısından etkili biçimde kullanma ve bölgesel çıkarlarını bu üsler aracılığıyla sürdürme kapasitesini yitirdi.
İran’ın Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn ve Ürdün’deki ABD üslerine füze ve dron saldırıları düzenlemesi, bu üslerin güvenlik görevlerini yerine getiremediğini gösterdi. Eslen, gelişmelerin Körfez ülkelerinde hayal kırıklığı yarattığını ve ABD’nin Batı Asya’daki geleneksel yığınak yaklaşımını değiştirmesine yol açtığını belirtiyor.
Mekke Savunma Anlaşması’nın bu değişim içinde ortaya çıktığını kaydeden Eslen, metinde açık bir ortak tehdit ve ortak hedef tanımlanmadığını vurguluyor. İttifakın caydırıcılık araçları, uygulanma koşulları ve sorumlu olacağı coğrafi alan da belirsiz bulunuyor. Yazara göre bu eksikler anlaşmanın işlevini zayıflatıyor.
Anlaşmanın temel amacının Suudi Arabistan ile Körfez bölgesinin güvenliğini korumak olduğunu düşünen Eslen, tanımlanmamış tehditin İran ve onun vekil güçleri olabileceğini ileri sürüyor. ABD’nin Suriye-Irak özel temsilcisi Tom Barrack’ın 20 Ekim’de Doha Ekonomik Forum’unda yaptığı konuşmayla bu yönelime dikkat çektiğini kaydediyor.
Eslen, anlaşmanın Türkiye’yi Avrupa ekseninden uzaklaştırıp güney jeostratejik eksene angaje ettiğini savunuyor. Türkiye’nin İran’la iyi ilişkiler içinde olmasını coğrafyanın gereği olarak değerlendiren yazar, Türkiye’nin jeopolitik kimliğinin değişmesini tehlikeli buluyor.
Sonuç olarak Mekke ittifakının ABD’nin bölgeden çekilmesiyle ortaya çıkan boşluğu doldurup Körfez’in güvenliğini sağlayıp sağlayamayacağının gelecekte ortaya çıkacağını ifade eden Eslen, anlaşmanın hedeflerinin net olmayışını temel eleştiri olarak öne çıkarıyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika