Friedrich Merz, İsrail'de 4 yılda bir düzenlenen Maccabiah'a katılan Yahudi sporcularla Berlin'de görüştükten sonra yaptığı konuşmada, Holokost sorumluluğunun İslam ülkelerinden gelenler için de aynı biçimde geçerli olduğunu savundu. Bu görüşe uymayanların Almanya'yı terk etmesini istedi.
Yazar, açıklamayı Holokost'tan doğan sorumluluğun İslam ülkelerinden gelenlere de uygulanmasını isteyen bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Merz'in uyarısını hukuk devleti anlayışıyla uyumsuz ve acemi buldu. Richard von Weizsäcker'in 8 Mayıs 1985'teki konuşmasına göre suç kolektif değil kişiseldir ve sonraki kuşakların görevi hafızayı korumaktır.
Yazar, bu sorumluluğun Almanya'da yaşayan herkes için geçerli olduğunu, ancak Müslümanları bütünsel bir kitle gibi göstermenin doğru olmadığını savundu. Türkler, Araplar, Afganlar ve Boşnakların farklı tarihlerden ve geleneklerden geldiğini, Türklerin tarihinde Yahudilere kapı açan bir gelenek bulunduğunu belirtti.
Bir Alman vatandaşının Türk veya Arap kökenli olması gerekçeyle ülkeden çıkarılamayacağını, Anayasa'nın 16. maddesinin vatandaşlıktan çıkarmayı yasakladığını ifade eden yazar, hukuki sınırlara işaret etti. Toplu terk çağrısını Richard von Weizsäcker'in bıraktığı siyasi miras ve Alman hafıza kültürüyle de uyumsuz olarak nitelendirdi.
Yazar, İsrail hükümetinin Gazze'de işlediği soykırıma yönelik sert eleştirilerin Almanya'daki geniş çevrelerde bulunduğunu ve Merz'in de İsrail hükümetini eleştirebildiğini aktardı. Bu görüş, meşru siyasal eleştiriyle antisemitizmi birbirinden ayırmayı gerektiriyor.
Antisemitizm ile suç teşkil eden söylemlerin Almanya dahil hukuk devletlerinde kovuşturulacağını, meşru siyasal eleştirinin ise ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu savunan yazar, bir kökene dayalı terk etme çağrısının bu dengeyi bozduğu sonucuna vardı.
Kaynak: Yeni Şafak