Aslanın kükremesi ile ev kedisinin mırlaması görünürde çok farklı olsa da ikisi de kedigillerin ses repertuvarında yer alıyor. Bu türler, evrimsel süreçte ses üretme mekanizmaları bakımından farklı özellikler kazandı.
Bilimsel araştırmalar, gırtlağın yapısı, ses tellerinin özellikleri ve dil kemiği sisteminin ses üretimindeki rolünü gösteriyor. Kükreyebilen büyük kedilerde dil kemiği sisteminin bazı bölümleri esnek bağ dokusundan oluşurken, mırlayabilen türlerde kemikleşme daha belirgindir.
Aslan, kaplan, leopar ve jaguar güçlü kükremeleriyle tanınır. Ev kedisi, vaşak, puma ve çita ise gerçek anlamda mırlayabilir. Kükreyen kedigillerin ses telleri, düşük frekanslı ve güçlü sesler üretmeye uygun özelliklere sahiptir.
Mırlama, kedinin nefes alırken ve verirken ses tellerinin titreşimiyle oluşur. Bilimsel literatürde saniyede yaklaşık 25-30 titreşimlik, düşük frekanslı bir ses olarak tanımlanır. 2023'te Current Biology dergisinde yayımlanan bir araştırma, sekiz ev kedisinin çıkarılmış gırtlaklarında sinirsel uyarı olmadan da mırlama frekanslarında titreşim oluştuğunu göstermiştir.
Bu bulgu, mırlamanın yalnızca gırtlak kaslarının düzenli kasılmasıyla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Ses tellerinin dokusal ve mekanik özelliklerinin de sesin üretiminde belirleyici olduğu belirtiliyor.
Mırlama çoğunlukla rahatlık ve memnuniyetle ilişkilendirilse de korku, stres, yaralanma ve ağrı durumlarında da görülebilir. Yavrular birkaç günlükken mırlamaya başlar ve ses, anne yavru iletişiminde önemli bir rol oynar. Aslan ile kaplan ise mırlayamaz; homurtu, hırıltı, inleme ve kükreme gibi farklı sesler çıkarır.
Kaynak: Evrensel