Türkiye ile Azerbaycan arasındaki son dönem diplomatik gerginliğin ekonomik karşılığı tartışılıyor. İlham Aliyev'in Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne katılmaması, Bakü'nün siyasi tutumundaki değişimle birlikte değerlendiriliyor.

Azerbaycan yönetimine yakın medya kuruluşlarında, Türkiye'nin ülkeye daha fazla mali destek sağlaması yönünde beklentiler bulunduğu ileri sürülüyor. Ancak resmî kaynaklardan destek talebine ilişkin bir açıklama yapılmadığı ve söz konusu iddiaların spekülasyon olduğu belirtiliyor.

Day.az sitesinde 18 Ekim'de yayımlanan yazı, Azerbaycan'ın Türkiye'nin mali destekçisi hâline gelmesine karşı çıkıyor. Yazıda iki ülke arasındaki bağların ortak bütçe anlamına gelmediği, ilişkilerin karşılıklı çıkarlar çerçevesinde yürütülmesi gerektiği savunuluyor.

Azerbaycan Merkez Bankası'nın 1 milyar euroluk swap müzakerelerini reddetmesi ve Azerbaycan Devlet Petrol Fonu'nun aynı miktarı altı ay vadeli mevduat olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na yatırması, bu ayrımın finansal ilişkilerdeki konumu önemli kılıyor. Vadeli yatırım, Bakü'nün Türk lirasına sürekli destek verme yükümlülüğü üstlenmediği yönünde değerlendiriliyor.

İki ülke arasındaki bağlar güçlü olmayı sürdürüyor. SOCAR'ın Türkiye'deki enerji, petrokimya ve lojistik yatırımları 18 milyar doları aşarken STAR Rafinerisi ile Petkim yaklaşık 7 milyar dolarlık yatırımı oluşturuyor. İki ülke arasındaki doğrudan yatırımlar da yaklaşık 18 milyar dolar seviyesinde.

Siyasi analistler, ilişkilerin tamamen kopmasını beklemiyor. Şahin Caferli, değişimin duygusal kardeşlik anlayışından somut çıkarlara yöneliş olarak değerlendirilebileceğini; Ahmed Alili'nin ise 2020 Karabağ Savaşı sonrasında eşit ortaklık vurgusunun güçlendiğini belirttiğini söyledi. Başörtüsü, İsrail ve giriş yasağı gelişmeleri ise iki lider arasındaki siyasi ilişkiyi ayrıca zorlaştırıyor.

Kaynak: Karar