HABERLIM
Gündem

ultrAslan soruşturması: Tribün gruplarının karanlık yüzü ve toplumsal tehdit

Galatasaray taraftar grubu ultrAslan'ın liderinin yasa dışı bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınması, Türkiye'deki taraftar gruplarının kurumsal yapısızlığını ve bu yapıların kamu güvenliği için oluşturduğu tehlikeyi bir kez daha gündeme taşıdı.

Haber7 Son Dakika12 Ağustos 2026 18:51Kaynak: Haber7 Son Dakika
ultrAslan soruşturması: Tribün gruplarının karanlık yüzü ve toplumsal tehdit

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü yasa dışı bahis ve spor suçları soruşturması çerçevesinde Galatasaray'ın köklü taraftar grubu ultrAslan'ın lideri Sebahattin Şirin (gerçek adıyla Muzaffer Şirin), 9 Ağustos Pazar günü gözaltına alındı. Şirin, 11 Ağustos Salı günü ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı kararıyla serbest bırakıldı.

Siyasi çıkışlar soruşturmanın önüne geçti

Soruşturma sürecinde Şirin'in "siyasi çıkışlarla" gündeme gelmesi, asıl soruşturma konusu olan yasa dışı bahis, spor suçları ve kaynağı belirsiz para hareketlerini geri plana itti. Yüzlerce ultrAslan üyesi, Şirin'i eve dönüşünde "kahraman" edasıyla karşılayarak "İşte ordu işte komutan" sloganları attı.

Şirin, 8 Ağustos'ta Adalet Bakanı Akın Gürlek'e "faili meçhul" cinayetler üzerinden seslenerek üstü kapalı tehditte bulunmuştu. Ayrıca gözaltına alınıp sağlık kontrolüne götürüldüğü Salı günü provokatif bir şekilde "Sayın Öcalan'a özgürlük" ifadesini kullandı.

38,4 milyon liralık hareketlilik savcılıkta soruldu

Şirin, savcılıktaki ifadesinde "Terörsüz Türkiye sürecine olan desteklerinden ötürü" terörist elebaşı Abdullah Öcalan'a "özgürlük" çağrısında bulunduğunu belirtti. Soruşturmanın asıl konusu olan oğlu İbrahim Şamil Şirin'in hesaplarındaki 38,4 milyon liralık para hareketliliği için ise "Bilgim yok" demekle yetindi.

Taraftar gruplarının örgütlenme sorunu

Türkiye'de futbol kulüplerinin bağlısı taraftar gruplarının büyük çoğunluğu dernek statüsünde faaliyet gösteriyor. Ancak bu grupların milyonları bulan bütçeleri, dağınık, düzensiz ve kurumsal olmayan örgütlenme yapılarıyla yönetiliyor. Bu durum, toplumsal krizlere yol açabilecek ve kamu güvenliğini tehdit eden olaylarda taraftar gruplarının birer "maşa" olarak kullanılabilmesine zemin hazırlıyor.

Gezi Kalkışması'nın Türkiye'ye maliyeti ağır oldu

Türkiye tarihinin en çalkantılı toplumsal olaylarından biri olan Gezi Kalkışması'nın doğrudan maliyeti 1,4 milyar doları aşarken, dolaylı olarak ülkeye maliyeti 164 milyar doları buldu. Yatırımcı algısındaki bozulma, ekonomik göstergeler ve finansal piyasalara ciddi hasar verdi.

Kalkışma sürecinde bir ayda 8 milyar dolarlık yabancı yatırım ülkeyi terk etti. 2013 Haziran'ında piyasalar uzun süren negatif bir döneme girerken TL varlıklar yoğun satış baskısı altında kaldı. Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri, Gezi olayları ile başlayan ve üç ay etkisini sürdüren süreçte 164 milyar lira geriledi. Hisse senetleri ortalama yüzde 30 değer kaybederken, kayıplar dolar bazında yüzde 40'a yaklaştı.

BIST 100 endeksi, Mayıs 2013'te 93.398,33 puanla rekor kırmasının ardından Gezi olayları sonrası hızlı bir düşüş trendine girdi. Dolar/TL kuru 1,70-1,80 bandından 2,39'a kadar yükselirken Merkez Bankası, Ocak 2014'te 550 baz puanlık faiz artırımına gitmek zorunda kaldı.

Tahvil faizleri yüzde 4,61'den yüzde 9,25'e çıkarken, yıllık enflasyon yüzde 6,13'ten yüzde 8,88'e yükseldi. İşsizlik oranı ise bir yılda yüzde 10,6'ya kadar tırmandı.

Taraftar gruplarının provokasyondaki rolü

"Karanlık odakların" kaptan köşkünde yer aldığı Gezi Kalkışması, Hazine'ye milyarlarca dolarlık fatura çıkarırken taraftar gruplarının provokasyondaki aktif rolü, bu yapıların ne denli tehlikeli bir potansiyel taşıdığını ortaya koydu. Beşiktaş'ın Çarşı grubu üyelerinin Gezi Kalkışması'ndaki faaliyetleri, taraftar gruplarının toplumsal olaylardaki etkisinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

İLGİLİ HABERLER