HABERLIM
Gündem

TYB istanbul’da "sanal kuşatma ve medya krizi" raporu kamuoyuyla paylaşıldı

TYB İstanbul Şubesinin merkezi Kızlarağası Medresesi'nde gerçekleştirilen toplantıda, akademisyen, yönetmen, sanatçı ve medya uzmanlarından oluşan gen

Haber7 Son Dakika7 Ağustos 2026 11:35Kaynak: Haber7 Son Dakika
TYB istanbul’da "sanal kuşatma ve medya krizi" raporu kamuoyuyla paylaşıldı

TYB İstanbul Şubesinin merkezi Kızlarağası Medresesi'nde gerçekleştirilen toplantıda, akademisyen, yönetmen, sanatçı ve medya uzmanlarından oluşan geniş bir katkı kurulunca hazırlanan raporun içeriğine ilişkin bilgi verildi. Raporda, dijital medyanın toplum üzerindeki çok yönlü etkileri; aile kurumu, çocukların zihin dünyası, doğal yaşam biçimleri, üretim kültürü, oyun alışkanlıkları ve şiddet örüntüleri üzerinden ele alındı. Toplantıda konuşan Maarif Platformu Başkanı Osman Çakmak, raporun yalnızca dijital bağımlılık veya medya şiddeti tartışmalarıyla sınırlı olmadığını, eğitim, aile, din, sanat, medya ve hukuk gibi farklı disiplinleri aynı çatı altında buluşturan çok yönlü bir çalışma niteliği taşıdığını söyledi. Çakmak, meselenin yalnızca ekranı açıp kapatmakla ilgili olmadığını belirterek, asıl üzerinde durulması gereken konunun ekranın arkasındaki niyet, yönlendirme biçimleri ve üretilen içerikler olduğunu ifade etti. "BUGÜNÜN TEMEL MESELESİ ZİHİN İNŞA ETME MESELESİDİR" TYB İstanbul Şubesi Başkanı Mahmut Bıyıklı da dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olarak değerlendirilemeyeceğini, meselenin kültürü, aileyi ve toplumun geleceğini doğrudan ilgilendiren bir boyuta ulaştığını söyledi. Bütün dünyanın büyük bir dijital kuşatmanın içerisinde bulunduğunu belirten Bıyıklı, "Bugünün temel meselesi zihin inşa etme meselesidir. Çünkü ekran artık yalnızca vakit geçirilen bir araç olmaktan çıktı. İnsanların neyi seveceğine, neyi tüketeceğine, neye inanacağına ve neyi değerli kabul edeceğine kadar uzanan güçlü bir yönlendirme alanına dönüştü." dedi. Çocukların ve gençlerin zihin dünyasının aile ve okulun yanı sıra dijital platformlar ve algoritmalar tarafından da şekillendirildiğine dikkati çeken Bıyıklı, dijital tehditlerle mücadelenin yalnızca yasaklama ve sınırlamalarla yürütülemeyeceğini vurguladı. Bıyıklı, şöyle devam etti: "Çocuklarımızı ekranın karşısından kaldırmak tek başına çözüm değildir. Asıl mesele, o ekranda onların karşısına hangi hikâyeyi, hangi değeri ve nasıl bir insan tasavvurunu çıkardığımızdır. Kendi kültürümüzden, tarihimizden ve medeniyet birikimimizden beslenen güçlü hikâyeler, nitelikli filmler, çizgi filmler, oyunlar ve dijital içerikler üretmek zorundayız. Kendi hikâyesini anlatamayan toplumlar, başkalarının hikâyelerinin ve değer dünyasının tüketicisi hâline gelir." Bir milletin ortak hafıza, ortak ideal ve ortak kültür etrafında oluştuğunu dile getiren Bıyıklı, dijital medya üzerinden aile, dayanışma, merhamet, sorumluluk ve üretme kültürü gibi temel değerlerin aşınmasının toplumların geleceği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. Bıyıklı, "Bir zamanlar medeniyet inşa eden, bilim, sanat, edebiyat ve düşünce üreten bir milletin mensuplarıyız. Bugün ise özellikle genç kuşaklarımızın zihni büyük ölçüde küresel dijital endüstrilerin ürettiği içeriklerle biçimleniyor. Yeniden kendi medeniyetimizin sözünü söylemek, kendi kültürümüzün estetik ve ahlaki gücünü çağın araçlarıyla buluşturmak zorundayız. Bu raporun en önemli taraflarından biri de sorunu ortaya koymakla yetinmeyip milli ve yerli kültür temelinde çözüm yolları teklif etmesidir." ifadelerini kullandı. Toplantıda İstanbul Stratejik Düşünce Eğitim Sağlık ve Araştırmalar Vakfı (İSDAV) Başkanı Mustafa Şatıroğlu ile Uluslararası Sinema Derneği Başkanı Nazif Tunç da konuşma yaptı. DİJİTAL İÇERİKLERİN AİLE VE ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ "Sanal Kuşatma ve Medya Krizi: Dijital Tehditler, Ekranın Kurtuluşu ve Çözüm Yolları" başlıklı raporda, medya içeriklerinde bireysel özgürlük ve kişisel mutluluk temalarının öne çıkmasının aile, dayanışma ve ortak sorumluluk kavramlarını geri plana ittiği belirtildi. Bu eğilimin boşanma oranlarındaki artış, doğurganlık hızındaki düşüş ve evlilik yaşının yükselmesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen raporda, aile yapısındaki değişimlerin medya içeriklerinden bağımsız ele alınamayacağı ifade edildi. Raporda ayrıca köyden kente ve üretimden tüketime yönelen toplumsal dönüşümün bireyin toprağına, emeğine ve üretme kültürüne yabancılaşmasını hızlandırdığı kaydedildi. Çocukların maruz kaldığı ekran içeriklerinde şiddetin giderek normalleştiğine dikkati çekilen raporda, bunun çocukların oyunlarına ve davranış biçimlerine de yansıdığı, geleneksel oyunların yerini giderek şiddet içerikli taklit davranışlarının almaya başladığı tespitine yer verildi. Raporda, dijital medyanın yol açtığı sorunların yalnızca bireysel tedbirlerle çözülemeyeceği, aileden eğitime, kültür ve sanattan medyaya, hukuktan içerik üretimine kadar geniş bir alanda ortak ve uzun vadeli politikalar geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

İLGİLİ HABERLER