Zeytinler ağaçta gelişirken önce yeşil, ardından sarımsı yeşil ve benekli bir görünüm kazanıyor. Olgunlaşmanın ilerleyen bölümünde mora yaklaşan meyveler, son aşamada koyu mor ve siyah renge dönüşüyor. Yeşil ile mor arasında yer alan alaca dönem, fenolik bileşik içeriği açısından önemli bir geçiş olarak değerlendiriliyor.

Bilimsel çalışmalarda, alaca evrede toplam fenolik bileşiklerin yüksek seviyelere ulaşabildiği belirtiliyor. Bununla birlikte en yüksek oleuropein miktarı bazı çeşitlerde henüz yeşil olgunluk aşamasında görülebiliyor. Bu nedenle alaca rengin bütün zeytin çeşitlerinde aynı ölçüde belirleyici olduğu söylenemiyor.

Zeytinin karakteristik acı tadının önemli kaynaklarından biri olan oleuropein, doğal fenolik bileşikler arasında yer alıyor. Bitkinin zararlılara ve çevresel etkilere karşı korunmasında rol oynayan bu bileşik,oprotein özellikleriyle de bilimsel araştırmalarda inceleniyor.

Zeytin olgunlaştıkça genellikle oleuropein miktarı azalırken hidroksitirozol gibi başka fenolik bileşiklerin miktarı artabiliyor. Bu değişimler yalnızca renklenmeyle sınırlı değil; meyvenin yağ, su, pigment ve fenolik bileşik içeriği de olgunlaşmayla birlikte değişiyor.

Fenolik bileşik miktarı tek başına renge bağlı değil. Zeytin çeşidi, yetiştirildiği bölge, iklim koşulları ve hasat zamanı bileşiklerin miktarını etkileyebiliyor. Farklı çeşitler üzerinde yapılan araştırmalar da olgunlaşma sürecindeki fenolik değişimlerin aynı olmadığını gösteriyor.

Zeytin seçerken rengi tek ölçüt olarak kullanmamak gerekiyor. İşlenme yöntemi, tuz miktarı ve saklama koşulları da sofralık zeytinin besin özelliklerini değiştirebiliyor. Doğal fenolik bileşiklerden yararlanmak isteyenlerin çeşidi ve üretim biçimini de değerlendirmesi önem taşıyor.

Kaynak: Sabah Son Dakika