PiyasalarDOLAR$EUROSTERLİN£
HABERLIM
Gündem

Sivaslı 12 Eylül mağdurunun yürek burkan sözleri: 'Allah diye bağırırdık, burada Allah yok derlerdi'

12 Eylül 1980 darbesinde 19 yaşında cezaevine giren ve 9 yıl boyunca ağır işkencelere maruz kalan Hürriyet Gül, yaşadıklarını 46 yıl sonra bile unutamadığını söyledi. Gül, kendilerine 'Kara Eylül' dedikleri o dönemde maruz kaldıkları insanlık dışı muameleyi gözyaşlarıyla anlattı.

Haber7 Son Dakika10 Eylül 2026 21:24Kaynak: Haber7 Son Dakika
Sivaslı 12 Eylül mağdurunun yürek burkan sözleri: 'Allah diye bağırırdık, burada Allah yok derlerdi'

Sivaslı Hürriyet Gül, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından henüz 19 yaşındayken cezaevine konuldu. Yaklaşık 9 yıl boyunca üç farklı cezaevinde tutulan Gül, ilk yıllarda adeta her gün yeniden yakalanmış gibi ağır işkencelere maruz kaldı. Aradan geçen 46 yıla rağmen yaşadıklarının izlerini hâlâ taşıyan Gül, hafızasındaki o karanlık günleri unutamadığını belirtti.

"Kara Eylül" diyorlar

Gül, 12 Eylül'e kendilerinin "Kara Eylül" dediğini ifade ederek, darbenin oluşum sürecine dikkat çekti. Türkiye'yi darbeye sürükleyen nedenlerin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Gül, toplumun kutuplaştırıldığını ve sağ ile solun birbirine kışkırtılarak darbenin zeminin hazırlandığını söyledi. Amerikanın ve emperyalist güçlerin oyunuyla hem sağcıların hem de solcuların cezaevlerine doldurulduğunu belirten Gül, "Akıl almaz işkencelerle insanları bir araya getirdiler" dedi.

"Ezdiler ama daha gür çıktık"

Başbuğ Alparslan Türkeş'in Türk gençliğine bir tohum attığını ve bu tohumun zamanla yeşerdiğini kaydeden Gül, emperyalistlerin bunu tehdit olarak algıladığını söyledi. 12 Eylül'le birlikte ülkücüleri silindir gibi ezmek istediklerini ancak başarılı olamadıklarını ifade eden Gül, "Tohum göceklendikten sonra yeniden çift başlı çıkar, daha güçlü gelir. Bugün de her tarafta vatanına ve milletine bağlı gençlerle doludur" diye konuştu.

"Allah diye bağırırdık, 'burada Allah yok' derlerdi"

Yaşadığı ağır fiziksel ve psikolojik işkencelerin vicdanların kabul edemeyeceği boyutlarda olduğunu belirten Gül, duygularını şu sözlerle dile getirdi:

"Biz neydik? Yunana mı esir düştük, Amerika'ya mı, Rusya'ya mı esir düştük de bize bu kadar işkence yaptılar? Falakanın ötesinde askıya almalar, elektrik vermeler, döve döve öldürülen birçok arkadaşım vardı. Cezaevinde bulunanların bir kısmı, yeniden sorgulanıyormuş gibi emniyete alınıyordu. Kanunen yasak olan bu uygulamada işkence görüyor, askıya alınıyor, falakaya yatırılıyorduk. İşkence görürken canımız yanıyordu, Allah diye, anam diye bağırıyorduk. Bize işkence edenler ise 'Allah seni gelsin kurtarsın. Burada Allah yoktur, burada gerçekler vardır' diye karşılık veriyordu. Nasıl böyle bir Türk polisi olabilir? Hakikaten bunlar nasıl dinden, imandan ve vatandan bu kadar uzaklaşmışlardı, onu da bir türlü anlayamadım."

Vücudunda sigara söndürüldü

Fiziksel işkencenin yanı sıra psikolojik işkenceye de maruz kaldıklarını anlatan Gül, cezaevlerinde yaşadıklarını detaylandırdı:

"Mamak Cezaevi'nde işkenceyi çok gördük. Malatya Cezaevi'nde de ağır işkencelere maruz kaldık. Mamak'ta C5 denilen bölümde, sanki o gün yakalanmışız gibi her gün işkence gördük. Filistin askısı dedikleri yöntemle ellerimizi arkadan bağlayıp tavana asarlardı. Çıplak şekilde insanın izzetiyle, nefsiyle oynarlardı. Elektrik verirlerdi, üzerimizde sigara söndürürlerdi. Vücudumda bunun birçok izi hâlâ duruyor."

İşkencelerin 1983-1984 yıllarında Turgut Özal'ın iktidara gelmesiyle birlikte kesildiğini ve tek tip elbise giydirme uygulamasının da sona erdiğini sözlerine ekledi.

Eşine tecavüz tehdidiyle teslim aldılar

Cezaevinden bir dönem kaçmayı başardığını ancak teslim olması için eşinin gözaltına alındığını belirten Gül, yaşadığı acı dolu süreci şöyle özetledi:

"Daha yeni evliydim. Bir yüzbaşı vardı, hâlâ hayatta. Eşimi rehin almışlar ve babama, 'Oğlun teslim olmazsa bunu bütün askerin üstünden geçireceğim, namus ayaklar altına gelir' demiş. Babam yalvardı, teslim olmamı istedi. Ben de onun üzerine gelip teslim oldum."

Gül'ün anlattıkları, 12 Eylül döneminin insanlık dışı uygulamalarını bir kez daha gözler önüne serdi.

İLGİLİ HABERLER