Devasa yüzme havuzları, gösterişli salonları ve deniz manzaralı odalarıyla dikkat çeken bazı oteller, bir dönem lüksün simgesiydi. Ancak turizm alışkanlıklarının değişmesi, siyasi sorunlar ve savaşlar nedeniyle tesisler kapatıldı; kimi yıllar boyunca boş kaldı, kimisi ise harabeye döndü.
Japonya'nın Hachijojima Adası'nda yer alan otel, Fransız saraylarından esinlenen mimarisiyle dikkat çekiyordu. Ülkenin gösterişli tatil tesislerinden biri olarak açılan yapı, turizm alışkanlıklarının değişmesiyle eski popülerliğini kaybetti ve faaliyetini sonlandırdı.
Başkent Monrovia'daki Ducor Palace, dönemin Batı Afrika'sının en prestijli otelleri arasında gösteriliyordu. İç savaş ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle işletmesi sona eren tesis, uzun yıllar bakımsız kaldı.
Azor Adaları'ndaki Sete Cidades, krater göllerine bakan manzarasıyla ilgi çekiyordu. Yeterli müşteri çekememesi nedeniyle kısa süre sonra kapanan dev yapı, yıllarca terk edilmiş durumda bulundu. Dubrovnik kıyısındaki beş yıldızlı otel de yalnızca altı yıl hizmet verebildi; savaşta ağır hasar alan 18 katlı kompleks bir daha faaliyete geçmedi.
Krk Adası'ndaki Haludovo Palace, dünyanın farklı ülkelerinden gelen konukları ağırlıyordu. Turizmdeki değişimler ve ekonomik sorunların ardından kapanan otel, zamanla harabeye dönüştü. Adriyatik kıyısındaki Kupari'de ise savaşta zarar gören otel binaları uzun süre boş kaldı; bölgede yeniden geliştirme çalışmaları kapsamında bazı yapıların yıkımına başlandı.
New York eyaletindeki ünlü tatil tesisi, Hollywood yıldızlarını ve varlıklı konukları ağırlıyordu. Kapanmasının ardından yıllarca bakımsız kalan tesisin binaları büyük ölçüde yıkıldı. Arazi üzerinde yeni bir turizm projesi planlanıyor.
Kaynak: Sözcü