Dünya tarihindeki savaşlar, yalnızca siyasi çekişmelerle açıklanamaz. Hükümdarlar fetihlerle toprak, nüfus, ticaret yolları ve değerli madenler elde etmeyi; ordularını finanse edecek gelirleri artırmayı hedefliyordu.
Tarımsal üretimin önemli olduğu toplumlarda yeni topraklar devletlere daha fazla vergi, ürün ve asker kaynağı sağlayabiliyordu. Fethedilen bölgelerin üretim kapasitesi ile nüfusu, devletlerin ekonomik ve askeri gücünü pekiştiriyordu.
Antik Roma bu ilişkinin örneklerinden biriydi. Roma'nın boyunduruk altına aldığı eyaletler imparatorluğa vergi gelirleri, köle emeği ve maddi imkânlar sunuyor; bunlar sonraki askeri seferlerin finansmanında kullanılabiliyordu.
Ticaret yollarının denetimi de hükümdarlar arasındaki rekabette önemliydi. Limanlar, boğazlar ve kervan güzergâhlarından geçen mallardan gümrük vergisi alınabiliyor, ticari ayrıcalıklar elde edilebiliyordu. Bu nedenle bazı seferler avantajlı konum kazanmak ve rakiplerin erişimini sınırlamak amcıyla yapılmıştı.
Osmanlı İmparatorluğu ile Portekiz arasındaki Hint Okyanusu mücadelesinde baharat ticareti, deniz rotaları ve Basra Körfezi bölgesel nüfuzun belirleyici unsurlarıydı. Madenler de para sistemlerinin altın ve gümüşe dayandığı dönemlerde önem kazanıyordu.
İspanyol İmparatorluğu'nun Amerika'daki gümüş çıkarımı, sömürge ekonomisinin önemli bir boyutuydu. Potosí ve Meksika'daki madenler ile zorla çalıştırma ve köle emeğine dayalı üretim, Avrupa ticaretine kaynak sağlarken yerli halklar üzerinde ağır tahribat bıraktı. 1700-1870 yıllarını inceleyen The Cambridge Economic History of the Modern World, askeri teknoloji ile siyasi ve ticari çıkarların etkileşimini öne çıkarmaktadır.
Kaynak: Evrensel