Sonbahar yağmurlarının ardından sepetlerini alan doğaseverler, Belgrad Ormanı'nın derinliklerine girerek ağaç diplerinde ve nemli toprakta gizlenen mantarları arıyor. İstanbul'un yoğun yaşamından uzaklaşmak isteyenler için orman, doğayı tanıma ve keşif imkânı sunuyor.

Eğitimlere katılan katılımcılar araziye çıkmadan önce mantarlar ve zemin koşulları hakkında bilgi alıyor. Belirlenen güzergâhlarda yürüyüşle bulunan örnekler toplanıyor; sepetler başlangıç noktasında tek tek inceleniyor. Tespit edilen türler, zehirli, ekonomik yaşam değeri olmayanlar ile mutfakta kullanılabilecekler şeklinde ayrılıyor.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Ormancılık Bölümü Avcılık ve Yaban Hayatı Programı Başkanı Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, son yıllarda mantar toplama ilgisinin arttığını söylüyor. Türkiye'de çeşitli mantarların tüketildiğini, ancak bilinçsiz seçimlerin zehirlenmeye yol açabileceğini belirtiyor.

Amanita caesarea, halk arasında yumurta, padişah, imparator ya da Sezar mantarı olarak biliniyor. Bacak, bu türün İstanbul ormanlarında yetiştiğini ve Antik Roma'da değer gördüğünü aktarıyor. Amanita phalloides'in ise amatoksin nedeniyle ölümcül olabileceğini vurguluyor.

Bacak'ın paylaştığı bilgilere göre, ilk sonbahar yağmurlarından sonra uygun koşullarda yaklaşık 1 hafta ila 10 gün içinde mantarlar görülebiliyor. Türler ağaç türüne ve zemine göre değişen alanlarda yetişiyor; kayın, meşe ve çam ağaçlarının dibi farklı örnekler olarak sıralanıyor.

Son üç günde zehirlenme belirtisiyle başvuran 2 kişinin gönderdiği mantarların hastaneye yol açabilecek türler olduğunu belirten Bacak, doğru tanımlama için uzmanların eğitimlerine katılmayı öneriyor. Amanita phalloides'in etkileri genellikle 6 ile 12 saat arasında görülmeye başlayabiliyor ve karaciğere ilerleyebiliyor. Renkli görünen bir mantarın yenilebilir olduğu anlaşılmıyor; türden kesin emin olmadan toplam yapılmaması gerekiyor.

Kaynak: Yeni Şafak