HABERLIM
Gündem

Doğudan yükselen tarihi hamle

HABER7 YAZARI FERMAN KARAÇAM'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN Pozitivist Batı medeniyetinin tersyüz ettiği bu ilişkiler ağı toplumsal hayatın derinliklerinde

Haber7 Son Dakika12 Ağustos 2026 06:41Kaynak: Haber7 Son Dakika
Doğudan yükselen tarihi hamle

HABER7 YAZARI FERMAN KARAÇAM'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN Pozitivist Batı medeniyetinin tersyüz ettiği bu ilişkiler ağı toplumsal hayatın derinliklerinde büyük değişim ve dönüşümleri tetikledi. En büyük değişim iki alanda yaşandı. Bunlardan biri hukuk, diğeri dijital mecralar. Adalet adına, küresel vicdanı temsil edeceği vaadiyle temelledirilen kurum ve kuruluşlar işlerliğini tamamen kaybetti. Çünkü; güçlüler, elindeki silahı mazluma ve kimsesize yöneltti. Bu silahlar herkesin gözü önünde büyük yıkımlar getirdi, ardından canını kurtarmak için evini, yurdunu ve yuvasını terkeden muhacirler ve deniz kıyılarına vuran bebek cesetleri görülmeye başladı. İnsan ruhunu yaralayan bu görüntüler, yeni bir çığırın açılacağının da temelini oluşturdular. Bir yandan denize bakan yüksek balkonunda viskisini yudumlayan seçkinlerin telaşı duyulurken, diğer yanda yaralı ruhunu ve vicdanını dindirmek için birbirine sarılan büyük kitleler meydanlara çıktı. Meydanlardan yükselen yaralı vicdanların haykırışı, Osmanlı sonrası yeryüzünü kaplayan karanlıkların da yakında mutlaka parçalanacağını haber veriyordu. Pozitivist ve materyalist Batı Uygarlığının, gezegenimize reva gördüğü bu karanlığı, hiç şüphesiz, Müslümanların birlik ve beraberliği parçalayacak, yepyeni bir aydınlığı yeniden insanlığa hediye edecektir. Çünkü, Batı Medeniyeti insanlığa huzur yerine; bunalım, kargaşa, kan ve gözyaşı getirmiştir. Bu medeniyet kendi insanını bile huzursuz ve mutsuz etmiştir. Öyle ki, “bu medeniyet aklın, kendi ürünü olan bilime, bağımsız bir eleştirel yaklaşımla eğilmesi bile artık söz konusu değildir”. Bu sebeple; Doğu’dan, Ortadoğu’dan ve Asya’dan üç ülke Batının bu çürüyen medeniyetine karşı yepyeni bir anlayışla birliktelik oluşturdular. Doğudan yükselen bu tarihi hamle sonucunda; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın 17 Ağustos 2025 Cuma günü Mekke gibi kutlu ve kutsal bir mekanda temelini attıkları bu beraberlik İnşallah başka katılımlarla daha da gelişip büyüyecektir. CAYDIRICILIK YENİ VE ÇOK BÜYÜK FİNANS KAYNAKLARINA İHTİYAÇ DUYACAKTIR Öte yandan bilim ise aklın hakimiyetini fütursuz bir hızla kendi labirentlerinde yavaşlatarak ilerlemeye devam ediyor: veri aktarım hızını saniyede terabit seviyelerine çıkaran 6G ve Işık Bazlı İletişim gibi, yeni nesil kablosuz ağlar. İnsan gibi düşünen, insan gibi konuşan ve insan gibi hareket eden, her alanda işlev yapabilen, Yapay Genel Zeka olarak da kullanılan akıllı sistemler. Verileri DNA moleküllerinde saklayarak devasa alan tasarrufu sağlayan Bilgisayar Depolama sistemleri. Normal bilgisayarların çözmesi binlerce yıl sürebilecek karmaşık problemleri saniyeler içinde çözme özelliğine sahip olan Kuantum Bilgisayarları. İnsanın beyin yapısını taklit edip, az bir enerji harcayarak hayatiyetini sürdüren özel işlemci, Nöromorfik Çipler. Ekran ihtiyacını ortadan kaldıran 3 boyutlu Holografik sanal görüntülü Arayüz teknolojileri. Bütün bunlar ve daha nice dijital gelişme bir yandan klasik orduların hesaplarını tamamen değiştirirken bir yandan da yeni ve çok büyük finans ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Caydırıcılık tamamen şekil değiştirecek, yeni yeni argümanlara ve çok büyük finans kaynaklarına ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple son yıllarda sanayi, teknoloji, istihbarat, ekonomik güç ve özellikle Savunma Sanayiinde bölgesel güç haline gelen Türkiye artık yeni bir küresel güç olmak istiyor. Bu istek Türkiye’yi, tarihsel sorumluluğunun gereği olarak; Balkanlar, Ortadoğu, Asya ve Afrika gibi daha stratejik coğrafi güç merkezlerine ve finans kaynaklarına yöneltmiştir. Pakistan ve Suudi Arabistan’la yapılan anlaşmayı bu bağlamda düşünmek de normal görülebilir. GAZZE BİR DİRENİŞ ABİDESİ OLARAK KİTLELERİN UYANIŞINI SAĞLADI Geçen yıl soykırımcı İsrail’in çete devleti durup dururken Katar’a saldırdı. 09 Eylül 2025 Salı günü Katar’ın başkenti Doha’ya yapılan bu saldırı sırasında Hamas heyeti toplantı halendeydi. Bu toplantıyı ABD istemişti. Hamas heyeti ABD tarafından sunulan ateşkes şartlarını görüşmek üzere Doha'da bulunuyordu. Hamas heyetinden beş kişinin, bir de Katar güvenlik görevlisinin şehit olduğu saldırıda üst düzey Hamas yetkilileri, Türkiye istihbaratının, “Telefonlarınızı masada bırakın ve hızla bulunduğunuz yeri terkedin” uyarısı ile kurtuldular. Bu saldırı insanlık için ve özellikle “İslam Dünyası” bakımından son derece önemli bir uyarıydı. Bugüne kadar Amerika-İsrail arasında yaşananlar şu açığı ifşa ediyordu: terör devleti İsrail ya ABD’yi dinlemiyor ya da Müslümanlara karşı ABD ile birlikte hareket ediyordu. Her iki türlü de olay üçüncü taraflar için uyarıcıydı. Bu olaydan yaklaşık on gün sonra 18 Eylül 2025 Perşembe günü Suudi Arbistan’ın Riyad şehrinde, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif buluştular. Bu buluşma bir anlaşma ile sonuçlandı. İki ülke “Ortak Stratejik Savunma Anlaşması” imzaladı. SONUÇ YERİNE ŞUNLARIN DA ALTINI ÇİZELİM Bu anlaşmanın gerekliliğini birkaç madde altında toplayabiliriz. Birincisi: küresel çapta mazlum, mağdur ve kendi ülkesinde kıt kanaat geçimini sağlayan kitlelerin, Batı Medeniyetinin haksız ve hukuksuz uygulamalarına maruz bırakılması. Çürüyen ve çöken uluslararası kurumların işlevlerini yapamaması. İkincisi: Savunma ve savaş sanayiinde giderek konvansiyonel güç yerine dijital ve siber teknolojilerin kullanılması/ kullanılacak olması bu konularda yetişmiş insan kaynağına, finansal güce, genç nüfusa ve stratejik bölgelerde söz sahipliğine, birlikteliklerden doğacak sinerjiye gerek duyulması. Üçüncüsü: İnanç ve kültürel bakımdan bu üç ülke ile aynı değerleri paylaşan büyük kitlelerin uzun yıllardan beri, bölgesel ve küresel çapta şiddete maruz bırakılması. Bu şiddetin hedefinde, ağırlıklı olarak Doğu, Ortadoğu, Asya ve Afrika kökenli yoksul insanların para karşılığında teröre bulaştırılması, vesayet malzemesi olarak kullanılıp kendi ülkelerinde büyük terörist faaliyetlere bulaştırılması bulunmaktadır. Sonuç olarak; Batı Medeniyetinin yavaş yavaş çökmekte olduğunu, kurumlarının işlemediğini söyledik. Şunu da çok önemli bir not olarak ekleyelim: Batı Medeniyetinin çöküş sebebi; ahlaktan, maneviyattan, merhametten ve giderek inaç değerlerinden uzaklaşıp tamamen “akıl ve bilim” üzerine kurulmuş olması, tabiata karşı baş kaldırmasıdır. Temelleri atılan yeni beraberliğin, sadece ekonomi, bilgi, fiziki sebepler, savunma ve dijital sebepler olmamalı. Bunlarla birlikte “Kültür’ün, Ahlak ve Maneviyat”ın birinci derecede önemsenmesi gerek şarttır. Ferman Karaçam / Haber 7

İLGİLİ HABERLER