Avrupa'da kuraklık enerjiyi vurdu: Nükleer reaktörler devre dışı, Türkiye'ye olan ihtiyaç artıyor
Rekor sıcaklıklar ve tarihi kuraklık nedeniyle Avrupa'nın en büyük nehirlerinde su seviyeleri 1988'den bu yana en düşük düzeye inerken, nükleer ve hidroelektrik santraller üretimde ciddi kısıntılara gitti. TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener, Türkiye'nin enerji diplomasisiyle Avrupa'ya kritik destek sağlayabileceğini vurguladı.

Avrupa, iklim değişikliğinin tetiklediği aşırı sıcaklıklar ve şiddetli kuraklıkla birlikte derin bir enerji krizinin içine sürüklendi. Kıtanın en stratejik su kaynakları arasında yer alan Ren ve Tuna nehirlerinde su seviyeleri, son otuz yılın en düşük seviyelerine geriledi.
Nükleer santraller soğutma suyu bulamıyor
Romanya'da Tuna Nehri'nin kritik düzeylere düşmesi, ülkenin en önemli enerji tesislerinden biri olan Cernavoda Nükleer Santrali'nin tek aktif reaktörünün devre dışı kalmasına yol açtı. Fransa, Macaristan ve Sırbistan'da da nehir suyunun yetersiz kalması nedeniyle nükleer ve hidroelektrik tesislerde üretim ciddi oranda azaldı.
"Avrupa, en kurak yazlarından birini yaşıyor"
Yaşanan krizi ve Türkiye'nin bu süreçteki rolünü değerlendiren Türkiye Enerji Politikaları ve Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, Avrupa'nın enerji alanında son yılların en kırılgan döneminden geçtiğini belirtti. Akyener, "Günümüzde Avrupa, en kurak ve en az yağış aldığı yazlardan birini yaşıyor. Birçok nehrin seviyesi 1988'den bu yana en düşük noktaya ulaşmış durumda" ifadelerini kullandı.
Nehir seviyelerinin düşmesi enerji üretimini felç ediyor
Soğutma suyu olarak nehirleri kullanan nükleer tesislerin, su seviyesindeki düşüş veya su sıcaklığındaki artış nedeniyle tamamen kapatılabildiğine dikkat çeken Akyener, şunları söyledi:
"Avrupa Birliği gibi elektrik üretiminin önemli bir bölümünü nükleer enerjiden sağlayan yapılarda bu tür kuraklıklar süreci son derece olumsuz etkiliyor."
Fransa'nın elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 80'ini nükleer santrallerden karşıladığını ve bu tesislerin nehir suyuyla soğutulduğunu hatırlatan Akyener, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan'daki santrallerin de üretimlerini önemli ölçüde kısmak zorunda kaldığını bildirdi.
Romanya'da patlayıcılı müdahale
Akyener, Romanya'daki çarpıcı bir gelişmeyi şöyle aktardı:
"Romanya'da ordu, nehir yatağını açabilmek için patlayıcı kullanma operasyonu dahi düzenledi ki nükleer tesise daha fazla su ulaşabilsin. Bu durum krizin boyutlarını gözler önüne seriyor."
Macaristan'da su seviyesinin düşmesinin, ülkenin elektriğinin büyük kısmını sağlayan nükleer santraldeki tüm ünitelerin durdurulması eşiğine geldiğini belirten Akyener, "Yapılan açıklamalara göre nehir seviyesi 1 santimetre daha düşseydi son reaktör de kapatılmak zorunda kalacaktı" dedi.
Türkiye'nin enerji diplomasisi fırsatı
Avrupa Birliği ülkelerinin kendi aralarındaki dağıtım sistemi üzerinden elektrik takviyesi yapabildiğini ancak bunun tüm kıtada fiyatları yukarı çektiğini vurgulayan Akyener, Türkiye'nin Yunanistan ve Bulgaristan üzerinden AB enterkonneksiyon sistemine bağlı olduğunu anımsattı.
"Mevcut iletim hatları kapasitesiyle Türkiye'nin yaklaşık 150 ila 300 megavat bandında bir ihracat yapabilmesi mümkün. Bu rakam AB'nin derdine derman olacak düzeyde olmasa da uzun vadede Türkiye, enerji diplomasisini güçlendirerek Avrupa'ya önemli bir destek sağlayabilir."
Akyener, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin artan enerji ihracat kapasitesiyle Avrupa'nın kriz dönemlerinde başvuracağı ilk adreslerden biri haline gelebileceğini sözlerine ekledi.


