R4 olarak tanımlanan Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan ile E4 olarak tanımlanan İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya'nın dışişleri bakanları İstanbul'da toplandı. Toplantı, ABD'siz bir diplomasi girişimi olarak değerlendiriliyor.
Toplantıdan savaşa karşı diplomasi ve müzakere çağrısı çıktığı belirtiliyor. Değerlendirmeye göre çağrının hedefi ve şekli sorunlu. Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna'nın, Suudi-Husi savaşında Suudilerin yanında durulması; ABD-İran savaşında ise soyut barış çağrısı yapılması çelişkili bulunuyor.
Saldıran ve savunan taraflara aynı çağrının yapılması, İran'dan nükleer müzakereye dönmesi istenirken ABD-İran nükleer anlaşmasından çekilen tarafın açıklanmaması eleştiriliyor. Suudilerin Husi'ye destek açıklaması da hangi tarafın hangi zeminde saldırdığı sorusuyla sorgulanıyor.
Değerlendirmeye göre bölgedeki sorunların merkezi Filistin-İsrail meselesidir. Filistin devletinin 1967 sınırlarıyla tanınması diğer sorunların çözümü için belirleyici kabul ediliyor. İran'ın Filistin desteği, ABD-İran çatışmasının ve Husi'lerin İsrail'e füze saldırılarının aynı çerçeveyle ilişkili olduğu ileri sürülüyor.
İsrail'in Kanal 7 televizyonundaki bir röportajda Suudi Arabistan'ın Filistin devletinin kurulmasını normalleşme koşulu olarak ileri sürdüğü belirtiliyor. Programda bu görüşe tepki verildiği aktarılıyor. The Atlantic'teki bilgilere göre Prens Selman, meseleyi kişisel olarak önemsemediğini, ancak sürecin anlamlı bir sonuç doğurmasını istediğini belirtmiş.
Suudi-Husi savaşının da Filistin meselesinden bağımsız olmadığı savunuluyor. Husi'lerin İsrail saldırıları karşısında Filistinlileri desteklemesi, ABD, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Husi'lere saldırılarının gerekçesi olarak gösteriliyor. Suudi destekli Yemen hükümetinin Riyad'daki bir otelde bulunduğu ve Filistin'e destek veren tek Arap devletinin Husi yönetimindeki Yemen olduğu belirtiliyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika